Başak Özaltınok

Kendimi tanıtmadan önce şunu söylemek isterim ki beni çok yakından tanıyan arkadaşım şöyle der benim için; bazen çok karmaşık olup tanımakta hep zorlayıcı bir yapın olsa da mimiklerinle kendini her zaman ele veren bir kişisin. Küçüklüğümden başlarsam bunu iki sayfayla özetlemem elbette kolay olmaz ama yaşamımdaki kesintileri az da olsa ifade etmeye çalışacağım sizlere. Öncelikle resmimin yanında yazdığı gibi ismim Başak soyadım ÖZALTINOK. Doğum yerim K. Çiftlik olup doğduğum gün 28 Ocak tarihiydi.

Bugün beni babama veya anneme sorsanız problem yaratmayan bir çocukluğumun geçtiğini söylerler. Onlarında bu yorumlarına bağlı kalarak kendi küçüklüğümü size anlatmaya çalışacağım. İki kardeş olduğumuz için zaman zaman aramızda kıskançlıklar, itişmeler, kakışmalar her yaş dönemimde hayatımda yer almıştır herkes gibi. Aklıma gelen birkaç anıyı sizinle paylaşacak olursam. Öncelikle her çocuk aslında anne ve babasını gözlerini ilk açtığı günden beri görüp, vakit geçirdiği için çocuk yaşlarda da en fazla sahiplenip paylaşamadıkları kişilerde hep onlardır. Benden üç yaş büyük olan abim dünyaya geldiğim ilk günden beri beni en fazla kıskanan kişi olmuştur. Klinikte doğup eve gireceğimiz ilk günde bile anne – babamın abime kardeşin doğdu ve sana hediye getirdi diyerek onu rahatlatmak adına çaba verseler de beni zor kabul eden biri olmuştur. Büyüdükçe paylaşımlar artarak paylaşamamakta farklı yönlere kayarak devam etti. Örneğin benden büyük olduğu için benim de onda görüp yapmak istediğim çok şeyler olmuştur. Abimin küçüklüğü benden daha farklı geçmişti. Hem erkek oluşundan dolayı hem de daha yaramaz olduğu için anıları mutlaka benden daha fazladır. Aklıma gelen ilk anım ise gözlük takmamdır. Küçük yaşlarda abimin gözlük takması benimde takmam gerektiğini düşündürürdü hep bana. Onun yaptığı her şeyi aslında bende yapmak istediğim için onu örnek alıyordum. Çünkü o benim en büyük koruyucum olup yaptığım yanlışları da yüzüme vurmaktan çekinmeyen kişiydi. Annem çamaşır toplamaya gideceğinde gözümü kırpmadan televizyona yaklaşıp izlediğim günler olmuştu. Gözlerimi bile bile yorarak göz doktoruna gidip gözlük vermesi için amacıma ulaşmıştım. Bunu hatırlamak bile insanın yüzünde bir gülücüğe yer veriyor aslında. Geçmişte yaşadıklarımız bugünlerimizde yer alan birer anı olur geçen zamanla.

Annem ve babam bize küçükken kitap okuma alışkanlığını kazanmamız için bize haftanın belirli günlerinde kitap verirdi. Benim ilk ve uzun süre kitap okumak istememe sebep olan kitabım Robin Hut olmuştu. Mükemmel bir ilerleyişi olsa da kitabın sonunda resimli mezarını görmemle artık kitap okumak istemediğimi söylemiştim. Aslında bu bende kalıcı iz yaratsa da meslek hayatımda bunun zor olduğunu anlıyorum. Her okunan veya her dinlenen bir hikayenin sonunda kabullenmekle birlikte kararlarda yenilikler oluşmaktadır. Bendeki yarattığı etki ise her hikayenin bir sonu olup sizi mutlu eden şeyleri hayatınıza katmak için mücadele etmeniz gerektiği olmuştur.

İlkokulu Şht. Ertuğrul İlkokulunda bitirdim. O dönemlerde bile hep birşeylerle ilgilenmeyi seçmiştim. Spor hayatım hep yaşantımın bir parçası olmuştur. Aslında her bireyinde olması gerektiğini düşünüyorum. Atamızın söylediği gibi “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”. Basketbol ise en çok sevdiğim branştı. Müziğe karşı ilgimde olduğu için keman dersini de bir dönem almıştım. Ortaokul hayatımda yine sporcu yapım ön plandaydı. Hocalarımla ailemden fazla zaman geçirmeye başladığım için hep bir ilgim olmuştu onlara. Belki de bugünlere gelmemdeki en büyük sebep onlar aslında. Liseyi Lefkoşa Türk Lisesinde okumuştum. Spor hayatımda branş değişikliğiyle hentbola başladım. Ve bugün okul idaresinden hocalarımı ziyaret etmeye gittiğimde bana hep gülümseyerek bakan bir gurur tablo olmuştur. Lise yaşantımı bana hiçbir zaman unutturmayan öğrencilerim var aslında benim. Her geçen günde gördüğüm davranışın aslında bizlerin daha önce yaptığını veya yapmasındaki nedenlerini düşündürüp hatırlatıyor bana. Lise hayatımda her öğlen yemeğimi yediğim yer nenemin evi olmuştu. Oraya gelen halam bugünümdeki en büyük destekçi olan kişilerden biridir. Geçen üniversite hayatımda babam ve halamın üzerimde geçen maddi ve manevi katkısını inanın buraya yazamam. Üniversite hayatımda okula başlamadan önce yine Yakın Doğu Üniversitemizde olan büyük kütüphanede işlemeye başladım.

Hayata karşı geç atılan biri olmadım bu yüzden. Hayatla başa çıkma yollarını bu sebeple hep eşitlemiş olduk. Yakın Doğu Üniversitesindeki beş yıl okuduğum Coğrafya bölümünü iyi bir dereceyle bitirirken edindiğim arkadaş çevresinden bu günümde halen yanımda olan ve her zamanda yanımda olacağına inandığım çok değerli arkadaş, kardeş kazandım. Üniversite hayatının aslında insana kazandırdığı sadece bilgiden ibaret olmayıp hayatımız içinde de çok önemli yerler yaratabilmektedir.

2014-2015 eğitim ve öğretim yılı içerisinde Yakın Doğu Kolejimize Coğrafya öğretmeni olarak meslek hayatıma başladım. 2015-2016 eğitim ve öğretim yılı içerisinde kendimi geliştirmek ve öğrencilerimize daha fazla yararlı olabilmek adına Üniversitemizin Eğitim Fakültesinde, Eğitim Programları üzerine yüksek lisans eğitimine başladım.

Hayat felsefemin 18 yaşından sonra değişim kazandığını hissettim. Düşüncelerimle birlikte davranışlarımda da seçicilik başlamıştı. Mutlu olmak için aslında bu hayatta çok fazla şeye ihtiyaç duymadan da olabiliyormuşuz. Ya da olabilmeliyiz inandım. Bir şeyi uzakta aramakla bulunmadığını kazanmak ve yapmak istersek aslında en yakınımızda olduğunu anladım. İşte mutluluğu da bu denli kolay buldum hayatımda. Bazen gülümseyerek, bazen şükrederek , bazen mücadele ederek ve bazen ise vazgeçmeyerek.

Öğretmenlik hayatıma girmeden önce bu meslekteki kutsallığı bana hissettiren aileme, dostlarıma ve öğrencilerime teşekkür etmeliyim. Bir bireyi yetiştirmek sadece ders anlatmaya bağlı kalmayıp onlarla yeri gelir konuşup dertleşerek yol gösterici olma yolundayız biz öğretmenler. Kattığınız bilgi ışığında onların ilerlemesi kadar insana gurur ve anlam taşıyan bir başka duygu olamaz benim için. Hissettiğiniz şeyler zamanla hem sizi motive eder hem de gördükçe daha da anlamlandırıp gurur duyarsınız emeğinizden ve öğrencinizden.

Öğretmenliğe başladığım ilk yıllarda 12. Sınıflara girerek öğretmenlikteki zorluklarla-kolaylıkları bir arada yaşamıştım. Onları mezun olduktan sonra bir ortamda görüp size gülümseyerek seslenip ve iyi ki sizi tanımışım demeleri ise öğretmenlik hayatımda yaşadığım en mutlu anılarımdan bir tanesi olmuştur. Aslında benim ve her öğretmenin istediği çok küçük ama çok değerli sözler bunlardan ibarettir.

Mesleğimiz gereği çalışmanın bitmediği ve kazandırmak için sabır ile çabanın tükenmediği bir ortamla baş başasınız öğretmenlikte. Empati kurmakta hiçbir öğretmenin zorlanmadığı bir yaşantı bizdeki. Hepimizin bu yollardan geçmiş olmasından ötürü onları daha yakından takip etmemizi sağlamaktadır.

Güncel yaşantımıza baktığımızda hepimiz teknoloji çağının getirdikleriyle meşkulüz aslında. Bugün bir öğretmene bile en büyük yardımı sağlayan internet kullanıcısıyız. Okulumuzun da son yıllarda bu teknoloji çağındaki ilerlemeyi dikkate alarak öğrencilerimize Ipad destekli eğitimde bir ilk yapmıştır. Kendi branşım için konuşacak olursam, Coğrafya soyut bir kavram olduğu için çoğu zaman tahtaya çizerek anlatıyordum. Fakat Ipad desteği ile somutlaştıran belgesellerle de bunu daha kalıcı hale getirebilmekteyiz.

© Copyright 2018 | Near East Technology