Çiğdem Ozan

Kıbrıs’ın Lefkoşa ilçesinde dünyaya geldim. Ailenin ilk çocuğu olarak 19 ay boyunca bunun saltanatını sürdüm (Annem ve babamı bu kadar kısa sürede iki çocuk yapma cesaretlerinden dolayı tebrik ediyorum). Canım kardeşimle birlikte çok güzel bebeklik ve çocukluk dönemi geçirdim.

İlkokul öğrenimimi Şehit Doğan Ahmet İlkokulu’nda tamamlayıp, ailemin isteği ile ortaokula geçiş için katılmış olduğum 20 Temmuz Fen Lisesi sınavlarını başarı ile geçmiş olmama rağmen çocukluk arkadaşlarıma olan bağım nedeni ile Şehit Hüseyin Ruso Ortaokulu’na kayıt yaptırdım. Ailemin bu konuda olduğu gibi her konuda olan sonsuz olduğunu sandığım anlayışını ve demokratik aile yapımızı daha sonraki yıllarda da teşekkürle anıp, tüm akademik hayatımı, aldığım başarılarımı onlara armağan ederek geçirdim. Yukarıdaki cümlede belirttiğim ‘’sonsuz olduğunu sandığım anlayış’’ ile aslında ebeveyn olarak her zaman konrollü bir anlayış içinde olduklarını anlatmaya çalıştım ve ben bunun idrakına üniversite yıllarımda vardım. Birincilikle mezun olduğum ortaokuldan sonra, lise eğitimime Lefkoşa Türk Lisesi’nde devam ettim. Bu arada ilkokuldan beri devam eden basketbol ve jimnastik serüvenime lise yıllarımda hentbol da eklenmiş ve adanın ilk bayan hentbol liginde top peşinde koşturmama olanak sunmuştur. İlerleyen yıllarda KKTC Hentbol Milli Takımına seçilerek ülkemi üç yıl temsil etme şansına sahip oldum. Fen derslerine olan ilgim meslek seçimim konusunda bana oldukça yönlendirici olmuştur. Biyoloji bölümünü seçme nedenim ise; biyoloji dersini hep ezber düzende lanse eden eğitim sistemini kendi elimden geldiğince görsel ve günlük hayat örneklerini kullanarak değiştirmek olmuştur. Lise son sınıfta girmiş olduğumuz ÖSS-ÖYS sınavlarında almış olduğum notlar ve LTL Fen Bölümü okul birincilik seviyem bana Tıp Fakültesi’nde kapıları açmış olmasına rağmen, öğretmen olmak fikri ve heycanı daha ağır basmış, Gazi üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde okumama neden olmuştur. Kıbrıs’lı bir genç olarak küçük ve samimi bir adadan çıkıp, büyük şehirde okumak ilk yılımda beni korkutsa da büyük bir hevesle eğitimime devam etmeme engel olmamıştır (Kıbrıs Türkçesi olan aksanım ilk aylar arkadaşlarım tarafından garip karşılansada dört yıl sonunda tüm dönem arkadaşlarıma NAPAN dedirtmeyi başardım). Kıbrıs’lı Çiğdem’ciğin dört yıl sonunda bölüm ve Fen Fakültesi birinciliği ailesini oldukça onore etmiş ama her Kıbrıslı aile gibi artık adamıza dönebilirsin fikirlerini değiştirememiştir. Ama ben yine bildiğim yolda ilerlerme kararını vermiştim bile (verdiğimi zannettim) ve master eğitimim için Türkiye’de okul birincilerine sunulan imkandan faydalanacaktım. Ancak Ağustos ayı 2002 yılında çalan telefonumla Kurucu Rektörümüz Sayın Dr. Suat Günsel’e olan derin hayranlığımın temelleri atılmıştı bile… ‘’Senin gibi başarılı gençlerimizin adamızda olması gerekir Çiğdem!!! Kolejimizin kapıları sana açıktır’’ hep ileriyi gören her zaman örnek aldığım, aldığımız Suat Hocam beyin göçünün de önüne geçmeye çalışıyordu böylelikle.

Ve 2002 yılında, 20 yaşımda çok genç yaşta öğretmenlik kariyerine adım attım. O yıllarda Yakın Doğu Kolejimizin ne kadar sağlam temellerle kurulu olduğunu çok başarılı öğretmen kadrosu gösteriyordu. Fen odasında geçirdiğim ilk gün sonrası dedim ki ne kadar zeki, araştırmacı ve yardımsever insanlar var burda (Odadakilerin ikisi şimdilerin başarılı müdür muavinleri Sait Baki ve Ömer Özkan)…

Gerçekten de yanılmamışım hem öğrencilerimden aldığım pozitif geri bildirimler hem de meslektaş abilerimden, ablalarımdan öğrendiklerim doğru yerde olduğumun bir göstergesiydi. Tabii Yakın Doğu Üniversitesi bünyesi imkanlarından hemen yararlanıp Pedagoji (Eğitim’de Tezsiz Yüksek Lisans) eğitimimi tamamlayıp hemen sonrasında öğretmenlik mesleğine ciddi katkısı olabileceğini düşündüğüm Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında master yapmaya başladım. 2004 yılında yolum Sayın Prof. Dr. Mehmet Çakıcı ile kesişti, gerek klinik gerekse toplumsal psikanaliz çalışmalarında bana da görevler vererek kendimi geliştirmeme olanak sağladı. O süreç boyunca katılmış olduğum ‘’Pozitif Psikoterapi’’ ve ‘’Psikodrama’’ kursları okuldaki derslerimi sempati değil empati ile kurgulamamı kolaylaştırmış ve öğrencilerimle olan ilişkilerime daha da güzellik katmıştır. Akabinde ise Kurucu Rektörümüz Sayın Dr. Suat Günsel’in Sağlık Bilimleri’ne de yapmış olduğu yatırımlarla artık hayalim olan bölümüm ile ilgili alanda, 2008 yılında Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik Anabilimdalı’nda master programına başladım. ‘’Kıbrısta Kullanılan Tıbbi Bitkiler’’ konulu tezimle Kıbrıs’ta Tıbbi Bitkiler ile ilgili yapılan ilk bilimsel çalışmayı 2011 yılında yayınladım (http://old.neu.edu.tr/tr/node/7885). Yine 2011 yılında ulusal bir dergide yayınlanan makalemizle, öğretmenlik mesleğinde de özellikle A-Level sınıflarında bilim yapmayı bu kadar küçük yaşlara çekebilme hazzını yaşadım ve yaşıyorum. Bir yandan yüksek eğitimime devam ederken diğer yandan da full time öğretmen olarak 2005-2012 yılları arasında 6. ve 7. Sınıflarda Fen Dersi Akademik Kordinatörlüğü ve GCE sınıflarında Biyoloji öğretmenliği görevimi yürütüp, ekip arkadaşlarımla hem Fen Derslerinde hem de Biyoloji derslerinde ve laboratuvarlarda hala daha kullanılan ders notlarını hazırladık. Aynı zamanda (2007-günümüze kadar) Uluslararası IGCSE ve GCE A-Level Biology sınavlarına öğrencilerimizi hazırlayarak verilen emeğin yüksek başarı ile karşılığını aldık ve inşallah almaya devam edeceğiz. Tabii tüm bu çalışmalar yenilikçi okul idarecilerimiz ve Bölüm Başkanımız Cem Hami’nin takdiri ve motivasyonu ile herzaman bir üst basamağa taşınabildi. Akademik olarak edindiğimiz başarıların okulumuzun sağladığı seminerlere katılma imkanı ve donanımlı laboratuvar imkanları ile gerçekleştiğini eklemek (Benim mikroskopla ilk inceleme yapma şansım üniversite birinci sınıfta idi.) ve öğrencilerimizin ne kadar şanslı olduğunu da hatırlatmak istiyorum.

Diğer yandan 2013 yılında Afrika’nın Tanzanya ülkesine yaptığım ziyarette çok kısıtlı imkanlarla, toprak zemin üzerinde ilkel sıra ve sandalyelerde, kırtasiye malzemesinin edinilmesi zor olduğu ortamlarda eğitimlerini çok büyük hevesle-azimle tamamlamaya çalışan zenci çocuklar nasılda kalbime dokundular nasıl da her anımıza sıkı sıkı sarılarak, şükrederek yaşamamız gerektiğini hissettirdiler bana… Bir öğretmen olarak yaşadığım en büyük tecrübelerden biriydi öğrenme aşkı olan evlatların imkansızlıklar için de eksik de olsa ne kadar güzel öğrenebileceklerini görmek…Tabii ki derslerimde hep bu örnekleri vererek, öğrencilerimin sahip olduklarının değerini ne kadar da çok bilmeleri gerektiğini vurguluyorum.

Tüm bu akademik koşuşturmalar arasında 2009 yılında YDÜ Diş Hekimliği Fakültesinde öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Ozan ile tanışıp, 2010 yılında evlendik. 2014 yılının Kasım ayında da Pars Ozan tarafından alabileceğimiz en güzel titrelerden biri olan anne-babalık ünvanı ile taçlandırldık.

© Copyright 2018 | Near East Technology