Dilara Topukçu

Ben Dilara Topukçu, 29 Haziran 1971 tarihinde, ailemin ilk çocuğu olarak, Ankara’da dünyaya geldim. Annem Merhum İsmet İnönü’nün özel kalem müdürü Hüsmen Bey ile Fevziye Hanım’ın, Ankara’da doğan, en büyük kızları Hatice Dilsiz Hanım, babam ise Hacı İsmail Efendi ile Hafız Emine Hanım’ın, son erkek çocuğu olarak, Çankırı’nın Eldivan ilçesinde doğan İsmail Dilsiz Bey’dir.

Tek kardeşim olan Barış Dilsiz ise, 08 Haziran 1974 tarihinde Fethiye’de dünyaya geldi. Barış ismi, Kıbrıs Barış Harekatı’na atfen konmuş.

İlköğretim hayatım Ankara’da İhsan Sungu İlkokulunda başladı. Ortaöğretim hayatım, Mehmet Akif Ortaokulu’nda devam etti ve en son lise hayatımı Ankara Lisesi’nin Matematik bölümünden mezun olarak tamamlamış oldum. Ankara Lisesi, Atatürk tarafından açılmış,79 öğrencisi olan, Ankara’daki en köklü ve en eski okuldur.

1930’lu yıllarda okulumuz öğrenci ve öğretmenlerinin Atatürk ile çekilmiş fotoğrafları

Lise öğrenimim süresince, 1988-1992 yılları arasında, ailelerimiz sadece annelik-babalık, öğretmenlerimiz ise öğretmenlik yaptılar. Ben kendimi hep çok değerli hissettim. Öğretmenlerimiz baskı yapmaz ve sadece “öğrenmenin ve öğrendiklerimizin ne kadar anlamlı olduğuna” dikkat çekmeye çalışırlardı. Eğitim ve öğretim görmek ya da görmemek arasındaki farkı anlayabiliyorduk. Neden hedeflerimiz olması gerektiğini ailelerimizden öğrenirdik. Hiçbir zaman anne ve babamla arama, sınavda almış olduğum notlar girmedi. Bu durum benim huzurlu, özgüvenli ve kendi kendine başarılı olmanın gururunu yaşayan bir birey olmamın temellerini atmıştır. Bu sebeple, önce sevgili anne ve babama, sonra da sevgi ile eğitim veren öğretmenlerime teşekkürlerimi bir borç bilirim.

Ortaokul ve üniversite hayatım boyunca lisanslı olarak voleybol oynadım. Müzik ise hayatımın en vazgeçilmez unsuru idi. Yedi yaşımda nota bilgisi edindim ve ilkokulun mandolin korosunda idim. Lisede ise, lise orkestrasının solisti olarak bir çok çalışmalar yaptım.

1992 yılında, Ankara Lisesi Matematik Bölümünden mezun olur olmaz, üniversite sınavını kazanarak, Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Fizik Mühendisliği Bölümü’nde öğrenime başladım. Bu bölümü seçmemde tek etken lisedeki fizik öğretmenimdi. Kendisi, güleryüzlü, mesleki bilgilerine tam hakim, ve asil bir insandı. Aslında bir düşünürseniz bir öğretmenin, bir gencin hayatındaki yerinin ne kadar önemli olduğunu fark edebilirsiniz. Üstelik, her sınıf yetmiş kişi idi ve her tahta sırada üçer kişi oturuyorduk. Buna rağmen, her birimiz üniversite sınavını kazandık.

Kuantum kavramını ilk defa üniversite ikinci sınıfta, Prof. Dr. Zekeriya Aydın’dın “Kuantum Fiziği” nin ilk dersinde duydum.Yıl 1990. Zekeriya Hoca, bu dersin sadece bir ders olmadığı, hayata yeni bir bakış açısı sunan bir fenomen olduğunu söyledi. Şu anda her alandaki (tıp, psikiyari, kozmoloji(evrenbilim) , vb. ) açıklamaların ve çözümlerin içinde gerçekten de kuantum kavramı var. Geçen gün okuduğum bir kitabın adı “kuantum koçluk”tu, başka bir kitapsa, Newton yerine artık Einstein Tıbbı’nın kullanıldığı konusunu anlatan “Vibrational Medicine” ve evreni bir enerji çorbası olan tanımlayan “Field” adlı bir kitap. Bu arada gelişmeler, Newton kanunlarının geçersiz olduğu anlamına gelmiyor, Einstein’ın genel görelilik kuramı, Newton kanunlarını da içine alan daha genel bir kuram. Varılan nokta “her şey”in titreşimlerden oluştuğu gerçeği”.

Üniversite öğrenimimi 1992 yılında tam dört yılda tamamladım. Yirmi bir yaşında Mühendislik ünvanı almaya hak kazanmıştım. 1993 yılında bir yıl boyunca ODTÜ’de İngilizce hazırlık eğitimi aldım. 1994 yılında iki arkadaşım ve ben Ankara Anıttepe’de, üniversiteye hazırlık dersleri veren bir kurs programı başlattık. Mühendislik yapma isteğim daha baskın çıkarak,1995 yılında Çilingir Elektronik Sistemler Şirketinde CCTV (kapalı devre kamera sistemleri) kurulum mühendisi olarak göreve başladım.

Babam, anestezi teknisyeni olarak, annem ise Disiplin ve Sicil Amiri olarak, yıllarca SSK Dışkapı Ankara Hastanesinde görev yapmıştı. Bu süreçte değişik sebeplerden dolayı evimizde genellikle, hastanelerdeki sorunların kon
uşulduğu bir ortam oluyordu. Üstelik babamı nöbetlerinden dolayı çok az görerek büyümüştüm. Tıp dalı bana bu yüzden olsa gerek hiç cazip gelmedi. Ama, kısmet bu, “tıp” bir yerden yine beni buldu ve eşim Sayın Uzman Doktor Zafer Topukçu ile tanıştıktan altı ay sonra 21 Aralık 1996 tarihinde Ankara’da evlendim.

Tam da bu dönemde yarı devlet yarı askeri bir kurum olan, Hava Elektronik Sanayiinde (CCTV) Güvenlik Sistemleri Mühendisi olarak göreve başladım. Ardından tüm projelerin koordinatörü olarak Hava Kuvvetleri Komutanlığı         5. Kat, DSB bölümünde görevime devam ettim. Buradaki görevim Amerika ve Türkiye arasındaki özel bir teknik şartnamenin, her iki tarafın da kabul edeceği şekilde düzenlenmesini sağlamaktı. Yazılım ve donanım çalışmalarının programa uygun olarak aksamadan yürümesi için gereken iletişimi sağlamam gerekiyordu.

ilk meleğim, Cansu Topukçu 10 Kasım 1998 tarihinde, Ankara’da dünyaya geldi.

Görevime geri döndüğümde terfi almıştım. HAVELSAN Teknik Destek Merkezi Simülasyon Bölümünde, F16 uçak pilotlarına hazırlanmak üzere bir eğitim yazılımı programı geliştirmem gerekti. Havelsan Teknik Destek Merkezinde Amerika’lı yazılımcılar, Türk Hava Kuvvetleri Pilotları ve Askerleri ile birlikte görev yaptım.

En çok da “F-16 uçaklarının fırlatma sandalyesinin kullanım eğitimi çalışmam” beni çok heyecanlandırmıştı. F-16 uçaklarının, tüm kısımlarını, bırakın öğrenmek, onlara dokunabilmek dahi benim için paha biçilmezdi… Pilot arkadaşlarla çalışmak da çok kaliteli bir ekip çalışması gerektiriyordu…

02 Şubat 2000 tarihinde, Ankara’da, ikinci umudum Burcu Topukçu dünyaya geldi. İyi ki geldi. İkinci doğum sonrasında kısmi felç geçirdim. Bu benim için çalışma hayatıma bir süre ara vermem demekti. Kızlarımı, sahibi çocuk doktoru olan özel bir kreşe verdim. Bu süreçte zamana bağlı olmayan gönüllü çalışmalar ile ilgilendim, annem milletvekili adayı idi ve ben de onun bağlı bulunduğu partinin Genel Merkez Kadın Kolları Teşkilat Başkanlığı nı üstlendim. Ediz Hun ve Selçuk Pehlivanoğlu ile birebir görev yaptım. İlginç bir tecrübe idi.

Ankara, SSK Etlik Doğum Hastanesi bünyesinde, “mavi melekler” adı verilen bir gönüllü dernekte görev yaptım. Beni en gururlandıran çalışmam, yeni doğum yapan tüm annelere bir rehber olarak hazırladığım, “Anne Sütü” adlı kitapçığın, editörlüğünü, iç ve kapak tasarımını yapıp basılmasını sağlamış olmamdır. Kitapçığın içeriği, Sayın Prof. Dr. Ali Haberal’ın bilgi ve tecrübeleriyle donanmıştır (2001).

2006-2007 eğitim öğretim döneminde, Ankara Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü,  Sayın Prof. Dr. Doğan Bor’dan, Diagnostik Radyoloji Fiziği, Radyasyon Deteksiyon Ölçüm Yöntemleri, Radyoterapi Fiziği, Nükleer Tıp Fiziği ve Rad. Det. Ölçüm Yöntemleri Laboratuar derslerini alıp, başarı ile geçtim.

 

Türk Kızılay Derneği Genel Merkez’de Projeler Koordinatörü olarak göreve başladım. Dernek ülke çapında 633 şubesi bulunan, insani görevler üstlenen bir dernektir ve sadece Kan Bağışı Merkezinde dahi bir çok doktor ve hemşirenin çalıştığı, kurumsal bir yapıdadır.

Türk Kızılay Kurumunda SPSS eğitim sertifikamı başarı ile alarak, Stratejik Planlama grubuna dahil edildim. İş çıkış saatim akşam altı idi ve eve dönüşüm de saat yediyi buluyordu. Çocuklarım eve geldiklerinde eve yalnız giriyorlardı ve çok küçüktüler.Bu dönemde kızlarım ilköğretim’e devam ederken, eşim Zafer Bey Kıbrıs’a geri dönüp, kızlarımızı yine kendi memleketimiz olan Kuzey Kıbrıs’ta büyütelim, önerisinde bulundu. Çünkü kızlarımıza zaman ayıramamaya başlamıştık ve biz onların büyümesini de keyifle, birlikte yaşamak istiyorduk. Ayrıca eşimin ailesini de çok özlüyorduk.
Eşim, 1957 yılında Lefkoşa Sarayönünde dünyaya gelen, Selimiye Camii İmamı ve bir dönem Müftü olan, Minareliköy’lü Ahmet Fehim Topukçu(Ökçeci Hoca) Efendi ile Mora’lı Hatice Topukçu Hanım’ın en küçük oğludur.Kendisi TMK’nın ilk mezunlarından olup, Boğaziçi Üniversitesi Elektronik Bölümü’nü birincilikle ve yüksek şeref öğrencisi olarak bitirip, ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden, Üroloji Uzmanlığı’nı da alarak hayata atılmış bir cerrahtır. Kendisi her zaman en büyük destekçim ve akıl hocamdır.

Biz, her zaman hırslı değil ama, azimli insanlar olduk. Kararımızı verdik ve Lefkoşa’ya geldik. Eşim 50 yaşında, Ankara’daki Üroloji Bölüm Şefliğinden, Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nde acil serviste göreve başlatıldı. Üç sene boyunca kendisine kadro verilmeyince, istifa ederek, bir çok özel hastaneden sonra, şu anda Kolan British Hospital ‘da Üroloji uzmanı olarak görev yapmaktadır. Ayrıca özel bir TV kanalında kendi programını sunmaya devam etmektedir. Kendisiyle gurur duyduğumu özellikle paylaşmak isterim.

Bu süreçte beni en çok etkileyen durum, babamın böbrek yetmezliğine girmesi sonucunda, kendisine bir böbreğimi vermenin gururudur. Başlangıçta anne ve babam bu durumu kabul etmeseler bile, eşimin sayesinde çok başarılı bir operasyonla, güzel bir sonuç elde ettik. Şimdi babam da ben de sağlıklıyız. Unutmayınız organ bağışı hayat kurtarır.

Kızlarımı ise, Yakın Doğu İlkokuluna kayıt ettirdik. Böylece hepimiz Yakın Doğu Ailesine dahil olduk. Kızlarımın çok yönlü yetişmeleri, bizim için çok önemli bir hedeftir. Bu imkanların tümünü okuluzda bulabildik, kendilerine minnettarım.

Ben Yakın Doğu Üniversitesi Eğitim Fakültesi’de Orta Alan Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans’ımı alarak     (1.5 dönem, 16 ders) Öğretmenlik vasfına sahip oldum. Stajımı yapmak için Yakın Doğu Koleji ne geldiğimde, Sayın Işılay Arkan, okulda part time olarak göreve başlayabileceğimi ifade etti. O günden sonraki bir yıllık çalışmanın ardından kadrolu olarak öğretmenliğe kabul edildim.

Fizik Mühendisliği aynı zamanda, projelerle eğitim vermemi sağlayan bir öğretmen olmamı sağladı. Öğrencilerimle bir çok kalıcı projeye imza attık. Bir öğretmen olarak, kariyerimde her geçen yıl yeni bir bakış açısı geliştirmek isteğim, en büyük itici gücümdür. Yakın Doğu Ailesi’ne tüm bu projeleri öğrencilerimle beraber gerçekleştirmek için, tüm fırsatları sunduğu için çok minnettarım. Kendilerinden destek görmeseydim, hiçbir sergiye imza atamazdım.

En büyük mutluluğum sınıflarıma girip, öğrencilerimle baş başa kaldığım anlardır.

Büyük kızım Yakın Doğu Koleji GCE Alevel Science son sınıf öğrencisi, küçük kızım Burcu ise, GCE Science 10. Sınıf öğrencisi olarak eğitimine devam etmekteler. Her ikisi ile de gurur duyuyorum.

Son olarak, başarılarımda bana destek olan anne ve babama, kardeşim ve eşine , Sevgili eşim Zafer Bey, ve kızlarıma çok çok teşekkür ederim.

Şu anda, Yakın Doğu Koleji, Fen ve Teknoloji Bölümü / 7. Sınıf Bölüm Sorumlusu ve Fizik Öğretmeni olarak, büyük bir azim, inanç ve sevgiyle öğrencilerimle derslerime devam etmekteyim.

© Copyright 2018 | Near East Technology