Fulya Bozkurt

Fulya Bozkurt (Kimya Öğretmeni)

Malatya da iyi halli bir ailede beş kardeşten  ikincisi olarak dünyaya geldim. Annem ev hanımı, babam deri ticaretiyle uğraşırdı. Çocukluğumdan  izlerini taşıdığım en buruk anım belki de okul hayatımın  babaannemlerin yanında başlamış olmasıydı. Böylece çocukluğumun birkaç yılını beş kardeş olup, onlardan ayrı bir çocuk olarak yaşamak zorunda kaldım. Babaannemin ve dedemin yalnızlığına ortak olarak ,hayatlarına renk katarak, kardeşlerimden ayrı ilkokul eğitimimi tamamladım. O yüzden her zaman babaannemin ben de yeri ayrı olmuştur.

Ortaokula başladığım yıllarda gerçek ailemle birlikte olmanın keyfine varmıştım. Annem, babam ve kardeşlerimle yaşam bana oldukça yabancı bir duyguydu. Hem yabancıydım hem de mutluydum. Paylaşma duygusunu ilk olarak o yıllarda tatmıştım,  sanki onlarla yaşamak bana hayatta verilmiş en güzel armağandı. Benim, yabancı olduğum bu hayata alışmam uzun sürmedi. Kalabalık   hayatın keyfini çıkarıyordum. Mutluydum .

Ailemin okumaya karşı aşırı düşkünlüğü vardı, evimizde daima bir kütüphane olmuştur ve ödüllendirilmek istenirsek bu mutlaka bir kitap olurdu. Başarılı bir karne getirsek yine kitap alınırdı ödül olarak. Bu ailemin bana kazandırdığı en güzel mirastır diye düşünürüm. İstanbul da yaşayan amcamın her gelişinde bize  en güzel hediyesi yine bir kitap olurdu. Doğum günlerim, başarılı karnelerim yapmış olduğum başarılı bir iş; yıllarca hep  kitapla taçlandırıldı. Okumak bizim dünyamızı zenginleştirdi. Hayata bakışımızı genişletti. Şu an babam bizlere gelirken bavulundan eksik etmediği tek şey hala kitaptır.

Lise yıllarım hayatımı renklerdiren, unutamadığım en güzel zamanlarımdır. Arkadaşlarım, öğretmenlerim   hayatımın her döneminde yer almıştır ve hala yer almaktadır. Yılda bir kez de olsa bir araya gelir tüm yaşantımızı birlikte yad ederiz. Kimimiz eğitimci, kimimiz cerrah kimimiz vali, siyasetçi farklı mozaikler içinde gerçek olan tek şey çocukluğumuz.. lise iki de karar vermiştim ne okuyacağıma . Biyoloji öğretmenimin büyük rolü oldu bu kararı alırken. Bugün öğrencilerim tarafından sevilebiliyorsam, mesleğimde çok çaba harcıyorsam onun yolunda olma isteğimin hala devam etmesidir. Onlardan alacağım, öğreneceğim daha çok şeylerin olduğunu düşünürüm. Yıllar geçmesine rağmen hemen hemen tüm öğretmenlerimle görüşmeyi sürdürür vefamı onlara belirtirim. Lise yıllarımda fen okusam da bu  edebiyatla uğraşmama engel değildi. Denemelerim, şiirlerim her zaman hayatımda yerini korudu. Bu yüzdendir ki edebiyat öğretmenimin bana sitemini unutmam. Tercihimin edebiyatla ilgili olması konusunda beni çok ikna etmeye çalışmış olması ayrıca gurur vericidir. Ama ben tercihimi biyoloji okumaktan yana yapmıştım. İstanbul üniversitesi fen fakültesi biyoloji okuyacaktım. Çünkü idol olarak gördüğüm öğretmenim o okuldan mezundu. Ve nihayetinde de öyle oldu. O sabah heyecandan kalbimin yerinden fırlayacak gibiydi. Bir yere sığamıyordum babamın gazete almaya gidişinin üzerinden henüz birkaç dakika geçmesine rağmen bana asırlar gibi geldi bekleyişim. O zamanlar  öyle internet falan yoktu hemen öğrenelim, ancak gazete de yayımlanırdı kazananların listesi daha sonra da evlere postalanırdı. Titreyen ellerimle sayfaları hızlı hızlı çevirip çarşaf çarşaf yazılı o uzun numaraların içinden kendimi bulmaya çalışırken ya olmasa korkusu yüreğimi daha da ağzıma getiriyordu. Parmağımgazetenin üzerinde arayışım ve attığım çığlık aynı anda oldu. Kazandım. evet yanlış görmemiştim kazanmıştım. Nihayet ben de üniversiteliydim hem de istediğim, hayal ettiğim hedef koyduğum fakülte. Bu bir rüya olmalıydı tekrar tekrar baktım doğruydu kazanmıştım. Böylece İstanbul’a  ve yeni bir hayata yolculuğum başladı. Evet yepyeni bir hayat yepyeni bir çevre yeni yaşam neler bekliyordu beni açıkcası biraz da korkuyordum. Bu zamana kadar ailemin kanatları altında disiplinli, otoriter bir yaşamdan yalnız ve uzaklarda bir yaşama adım atmak …

Üniversite hayatı; büyümek demekti, yalnızken her şeyin üstesinden gelebilmekti, doğru yanlış kararlar verebilmekti, olgunlaşmaktı hayatı yeniden inşa etmekti, yorgunluk demekti ama yılmamak demekti. Benim bu yıllara ait hatırlayacağım tek şey dünyanın hiçte hayal ettiğim gibi bir yer olmayışıydı. İnsanları tanımıştım kabuğunu kırıp hayata adım atan küçük bir yavrunun yer yer çırpınışıydı . Kısaca hayatı tanımlamaktı. Başarılı bir eğitim ardından iş arayışları korkular endişelerle tanıştım. Artık yaşantımı İstanbul şehrine uyarlamıştım. Tekrar dönmek istemedim. İstanbul’da amcamın varoluşu bana bir bakıma güven veriyordu. Çocuğu olmadığı için beni ayrı severdi diğer yeğenlerinden. Çocukluğumda babaannemlerle  beraber geçirdiğim yıllarımın da çok etkisi olmuştur beni ayrı sevmesinin. Bu ara da diğer kardeşlerim de ayrı şehirlerde üniversite eğitimlerini sürdürüyorlardı. Ablam,  Ankara üniversitesi Ziraat mühendisliğini bitirmiş yüksek lisansını yapmaktaydı. Kız kardeşim tıp fakültesinde mezun olmak üzereydi. Bir diğer kardeşim işletme okuyordu. En küçük ise meslek öğrenmeyi tercih etti. Yıllar önce o çocukluk yıllarında bize okumanın önemi o kadar çok aşılanmıştı ki biz başka bir hayat düşlemeyi daha bilmedik. Okumalıydık başka bir uğraşımız ya da başka bir hayatımız olamazdı.

İlk  üniversiteden mezun olduğum yıl kendime özel bir klinikte iş bulmuştum. Aslında yüksek lisans yapmakta kararsızdım. Ancak okumaktan nedense yorgundum ve uzak kalmayı iş hayatına atılmayı istiyordum. Para kazanmak, hayatıma ayrı bir pencere açmak istiyordum. Sonrasında biraz pişmanlık duymayacak değildim. Ama o an onu yapmak istiyordum. Evet böylece ilk iş hayatım da başlamıştı. Çok mutluydum daha sonra hayatımı değiştirecek bir kaderin o iş yerinde olabileceğini hiç düşünmeden.hem klinikte çalışırken bir yandan da KAPS projesinde görev aldım. “Kadın sağlığı ve aile planlaması” üzerine eczacılara eğitim projesiydi.fazla uzun sürmemesine rağmen oldukça keyif aldığım bir dönem yaşadım. Eczacılara eğitim seminerleri düzenliyorduk. İş arkadaşım Dr. Güneş’le birlikte çalışmalarımızı sürdürüyorduk. Bu arada eşimle tanıştım. Üç yıllık bir beraberlikten sonra evlenmeye karar vermiştik. Artık bundan sonrası ortak bir hayatın içindeydik. Evlenme kararı aldığımızda eşim de kendi iş yerini kurmuş kendi işini yapıyordu.  ben bu arada Marmara hastanesinde nükleer tıpta radyofarmasist olarak işe başladım .  İşim çok riskli ve tehlike arz ediyordu. Bütün gün radyonüklitlerle haşır neşir olmak açıkcası ürkütüyordu beni . Bölüm başkanı Turgut bey bu dalda bana branş açıp radyofarmasist olarak yüksek lisans yapmam konusunda ısrar etmesine rağmen ben çocuk yapmayı tercih etmiştim. Bu arada hastane, klinik bana göre bir meslek olmadığını anladım ve ilk eğitimci hayatım da böylece başlamıştı. İlk  olarak dershanede başladım . Kadıköy’de bir dershanede ilk çalışmaya başladığımda  asıl mesleğimi bulduğumu düşündüm. Ama pedagojik formasyonu tamamlamadığım için özel bir koleje geçemedim. Dershanede devam ediyordum. Doğru yerdeydim . şimdi ne yapıp edip formasyonu almam gerekiyordu. Bu arada ikinci çocuğumu da dünyaya getirmiştim. Ben formasyon okuma kararı aldığımda maalesef ki radikal bir kararla Kıbrıs’a gelmeye karar vermiştik. İstanbul da bulunan şirketimizin bir şubesini buraya açmaya karar vermiştik. Daha doğrusu eşimle ortağı kardeşimin kararıydı. Bana da uymak ve yanlarında olmak düşüyordu bir müddet erteleyebilirdim kendi işlerimi . tekrar yeni bir hayat yeni yollar vardı önümüzde üstelikte bu sefer yalnız değildik , çocuklarımız vardı sorumluluklarımız ve yükümüz çok daha fazlaydı .karar verip te gelmemiz çok hızlı gelişti. Açıkcası hem heyecanlıydım hem de korkuyordum ama yola çıkılmıştı bir kere her şey çok güzel olacak diyordu sevgili eşim ben de öyle umut ediyordum . İstanbul da bize ayıramadığı vakti burada ayırabileceğini daha çok bir arada olabileceğimizi kendimize sakin bir hayat kuracağımızı söylüyordu eşim. Aslında kulağa hoş geliyordu. İstanbul bizi çok yoruyordu, burada nasıl çocuklarımızı büyüteceğiz diye kaygılar yaşıyorduk zaman zaman. Bu radikal değişiklik bize çok iyi geleceğini düşünüyorduk. Ama hiç bir şey umduğumuz gibi olmadı , önce İstanbul daki şubemizi kapatmak zorunda kaldık sonra yıllarca yıpranmış bir hayatın içinde bulduk kendimizi acısıyla tatlısıyla. Bu arada çocuklarımız büyüyor sorunlar da beraberinde büyüyordu yine de yılmadım.Onlar benim hayatımı değerli kılan en güzel varlıklardır.  Bu ara da Ales sınavına girip tekrar ÖSYM tarafından DAÜ de pedagojik formasyon okumak üzere yerleştirildim. Bu arada Özel Güvence kolejinde yıllarca ve Kavram dershanelerinde eğitimci mesleğime devam ettim. Halen devam etmekte olduğum okulum yuvam sevdam bana yeni hayat yeni deneyimler yeni ufuklar sunduğu için bizlere bu imkanları sunan herkese teşekkürlerimi sunarım .

 

 

 

© Copyright 2018 | Near East Technology