Hakan Kaplan

Ben, 5 Ekim 1990 tarihinde Mersin’in Toroslar İlçesine bağlı Güneykent Mahallesi’nde, küçük ve şirin bir evde dünyaya geldim. Ben üç kardeşten ortancası yani ikincisiyim. Ortanca kardeş olmanın hem avantajını hem de dezavantajını yaşardım. Özellikle bana, annem veya babambir giysi alacaksa bol, geniş olurdu. Hal böyle olunca bana bol yani büyük olan yepyeni elbiselerimi ağabeyim giyerdi.Ağabeyimle aramızda iki yaş vardı. Yani  pek o kadar büyük yaş farkı yoktu. O zaman ben de tabi üzülürdüm ama aileme tekrar çarşıya gider bana güzel giysiler alırdı. Ben de bu sefer çok sevinirdim. Çocukluk yıllarımı dolu dolu, yaşayarak, gezerek, eğlenerek, mahalle arasında saklambaç oynayarak, sokaklarda arkadaşlarımla futbol oynayarak geçirirdim. O zamanlar ben okumaya çok meraklı ve istekliydim. İlk defa kitap okuma serüvenim ağabeyim ders kitaplarıyla tanışarak başlayacaktı. Çünkü ağabeyim okuldan eve gelirken ders çalışınca ve ödevlerini yapınca dikkatlice onu izler ve bir şeyler anlamaya çalışırdım. Nihayet benim okul çağım, eğitim ve öğretim vaktim gelmişti. İlkokul ve ortaokul öğrenimimi Mersin’in Toroslar İlçesine bağlı Güneykent Mahallesi’nde Anafartalar İlköğretim Okulunda tamamladım. Ben okulun futbol takımındaydım. O zaman Mersin’de ilk ve oertaokullar arası çeşitli turnuvalara katılıyor ve nice başarılar elde ediyorduk. Benim görevim kalemi korumak ve rakipten gol yememekti. Yani kalecilik yeteneğim çok iyiydi ve deyim yerindeyse bir panter gibiydim .

Lise eğitimini Mersin’in Çamlıbel Bölgesi’nde yer alan Salim Yılmaz Anadolu Lisesinde tamamladım. Lise yıllarımda hayatın zorluğunu aslında yavaş yavaş öğrenmiştim. Özellikle benim eğitim ve öğrenim gördüğüm lise bu sefer ilk ve ortaokul gibi evime yakın olmayacaktı. Yani evimize epey uzaktı. Aslında evimize yakın bir lise vardı fakat o normal liseydi. Ben ise Mersin’in Çamlıbel Bölgesi’nde yer alan Mersin Salim Yılmaz Lisesini tercih etmiştim. Bu nedenle daha iyi bir eğitim alabilmem için ailem beni nedense yakın olan okula yollamamıştı. Benim okuduğum lise evimize yaklaşık otuz dakikaya yakınlıktaydı. Bu nedenle dolmuşla veya otobüsle gidip geliyordum. Lisedeki müzik öğretmenim benim sesimi çok beğenmiş ve okulumun koro grubuna almıştı. Yani okulumun korosundaydım. Özel ve resmi günlerde okulumu temsil etmenin gururunu yaşamıştım. Benim zamanımda lise eğitimi üç yıldı. Ben lise üçüncü sınıftayken Kuzey Kıbrıs’a babamın işi gereği annem ve kardeşlerim yerleşmeye geldiler. Babam, dediğim gibi işi gereği esnaf olduğu için sürekli Kuzey Kıbrıs’ta kalıyordu. Babamın kendisine ait Lefkoşa’da Terminal bölgesinde bir hediyelik eşya ve saat dükkânı vardı ki halende o dükkânımız yerinde duruyor.Ben ise, lisede son yılım olduğu ve dönem kaybım olmasın diye dedemlerde ve amcamlarda kalmıştım. Liseyi başarılı şekilde tamamlayarak ben de Kuzey Kıbrıs’a geldim.

Üniversite öğrenimimi burslu olarak Yakın Doğu Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde tamamladım. Yakın Doğu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 4.00 üzerinden 3.70 ortalama ile bölümden ikincilikle mezun olmanın gururunu yaşadım.

Üniversite yılları benim için hayatımın en güzel yıllarımı oluşturmuştu. Çünkü bu dönemde dostluğun kıymetini ve dostluğunda kardeşlik gibi ne kadar önemli olduğu anlamıştım. Çok içten, samimi, sıcakkanlı, iyimser, yardımsever, hoşgörülü arkadaşlıklar, dostluklar edinmiştim. Arkadaşlarım her zaman bunu bana hissettirmiş ve göstermişlerdir. Bizler birlikte ağlar, birlikte gülerdik.

Yakın Doğu Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde okuduğum için son sınıftabir yıl süresinde “edebiyat kulübü başkanlığı” yaptım. Özellikle edebiyat kulübü olarak birçok etkinlikler, aktiviteler gerçekleştirme fırsatı yakaladık. Bu nedenle tekrardan Yakın Doğu Kurumuna teşekkürü bir borç bilirim. Bilhassa “türkü ve şiir” gecesi, gerek şair ve yazarlarımızı anma günü, Çanakkale Şehitler anma ve daha nice harikulade etkinliklerin gerçekleştirilmesine vesile olduk.

Ayrıca Yakın Doğu Üniversitesinde bizim bölümümle yani Türk Dili ve Edebiyatı ile ilgili çeşitli yurtiçi ve yurtdışından gelen ünlü dilbilimcilerce, katılımcılarla birçok konferanslar, sempozyumlar, paneller, seminerler gerçekleşmişti. Ben de değerli hocalarımın bana verdikleri görevler doğrultusunda bu etkinliklere katılma şerefine nail oldum. Böylece akademik yönden daha donanımlı olma fırsatı yakaladım. Hayat bu işte üniversite birinci sınıfta normalde ben okuldan not dokümanımı almış annemden habersiz -ki biliyordum annem izin vermeyecek üzülecek- Türkiye’ye yatay geçiş yapmaya karar vermiştim. Hatta yaz mevsiminin ağustos ayında yola çıkmıştım. Ben heveslendiğim ve Türkiye’deki üniversiteleri merak ettiğim için için geçiş yapmayı düşünmüştüm. Aklımda üç üniversite vardı. İstanbul Üniversitesi, Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi, Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi olmak üzere. Tam ben Eskişehir’e otobüs bileti almış, akşam yola çıkacağım zaman birden arkadaşım beni aradı.Dedi ki: “Hakan annen çok üzülüyor ve ağlıyor.”

Ben de: “Neden?” dedim.

Arkadaşım ise: “Çünkü senin geçiş yağacağını duymuş ve öğrenmiş.” demişti.

Daha sonra öğrendim ki aslında beni arayan arkadaşım anneme yatay geçiş yapacağımı söylemiş.

Bunun üzerine annemin üzülmesine gönlüm razı olmadı. Çünkü bizim başımızın tacı olan annemizi hiçbir zaman üzmemeliydik. Peki, ben Türkiye’ye geçişimim kabul olacak mıydı? Kuşkusuz evet. İki arkadaşımın da ortalamaları benden daha düşük olmasına rağmen iki üniversiteye yatay geçişleri kabul edilmişti. Peki, pişman oldum mu? Kesinlikle hayır. Aksine benim için hayırlısı ve doğru olanının da ailemin ve güzel dostluklar kurduğum arkadaşlarımın yanında kalmamdı. Çünkü ben Türkiye’de eğitimime devam etseydim, oradan mezun olsaydım eğer Kıbrıs defteri benim için kapanabilirdi. Dahası Yakın Doğu Üniversitesinde kaliteli eğitim almış, gerek buradan gerekse Türkiye’den donanımlı ve birikimli hocalardan eğitim görmüştüm. İyi ki arkadaşım annemi aramış ve bence geçişimi engellemişti.

Daha sonra bir yıl da Mersin Üniversitesinde Pedagojik Formasyon Eğitim Programını başarılı bir şekilde tamamladım. Hemen ardından lisansüstü eğitimini Yakın Doğu Üniversitesi’nin Eğitim Programları ve Öğretimi Anabilim Dalı’ndan başarılı bir şekilde bitirdim.Yüksek lisans yaparken aynı zamanda Yakın Doğu Büyük  Kütüphanesinde asistan olarak rezerve ve raflama bölümünde görev aldım.

Tez çalışmam ise, “Türkçe Derslerinde Dramayla Öykü Oluşturma Yaklaşımına Yönelik Öğretmen ve Öğrenci Görüşlerinin Belirlenmesi” ile ilgili çalışma yürüttüm. Özellikle birey için öykü hayatın küçük bir yanıdır, drama ise onun canlandırılmasıdır. Öğrencileri derslerde aktif hale getiren yaklaşımların derslerde kullanılması beklenen bir durumdur. Dramayla Öykü Oluşturma Yaklaşımına tam bu doğrultuda verilmesi gereken, derslerde kullanılması amaçlanan yaklaşımlardandır. İşte bu doğrultuda bu yeni eğitim yaklaşımların bu tez çalışmasıyla eğitime yansımasını ve getireceği yararların neler olduğunu ortaya çıkarmayı hedefledim.

2015 yılında Yakın Doğu Koleji’nde Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak göreve başladım. Bu benim için ne kadar tarifi edilmez bir duygu ve mutluluktu. Böyle bir ulvi mesleği yaşamak onur verici bir duyguydu.  Anladım ki öğretmenlik yaparak yaşayarak öğreniliyormuş. Özellikle sizin gibi sevgili, değerli, saygılı öğrencilerle buluşmanın mutluluğunu her geçen gün yüreğimde daha da hissediyorum. Kim derdi ki, gün gelecek öğrenim gördüğüm okulda görev alıp öğretmen olacağımı. Mesleğimi, çalışma arkadaşlarımı, görev yaptığım okulumu, ailemi ve öğrencilerimi çok seviyorum.

Hobi olarak, “spor yapmak (yüzme, basketbol, futbol ve voleybol), müzik dinlemek, kitap okumak (Osmanlı tarihi, Türkiye tarihi, dinler tarihi, kişisel gelişim, psikoloji, pedagoji, roman, hikâye, şiir), film izlemek, seyahat etmek” gibi etkinliklere ilgim vardır.

Bekâr olup ve ailemle birlikte Lefkoşa’nın Kızılbaş bölgesinde yaşamaktayım.

© Copyright 2018 | Near East Technology