Muharrem Cemoğlu

Doğup büyüdüğünüz yer, her neresi olursa olsun. Hayatınızın en güzel yıllarını, çocukluğunuzu  orda geçiriyorsunuz. Ve o yıllar, anılar hiç unutulmuyor. O benim köyüm (Yedidalga). Ortaokul yıllarıma kadar, hiç koparılmadığım köyüm.  Hayatın sizi nere savuracağını bilemessimiz. Bunun kararını o yaşta da siz veremessiniz. Sizin yerinize aileniz kararlar veriyor, böylece hayatınız şekilleniyor.

Köy hayatı bir başka oluyor bir bakıma. Bahçenizde tavukların gezdiği, köpeklerin dolaştığı, her tabak gıcırtısında ayağınıza sürünen kediler, kuşların cıvıldadığı bir ortam. Oyun bahçesinin çok geniş olduğu uçsuz bucaksız bir alan, evin hemen yanı başında olan dağlar tepeler, ağaçlar, portakal,limon, mandalina bahçeleri, arasında köy hayatının vazgeçilmez güzellikleri bir başka tabi. Benim oturduğum mahallede hep akrabalarmız oturur. Dayımlar, büyük amcam, halam, deyzemler hepsi bir mahallededirler ve bundan dolayı da yeğenlerimle çok görüşürdük. Zamanımızın çoğunu yeğenlerimle oyunlar oynarken geçirirdik. yeğenlerimle saklambaç, körebe, yakan top,  oynadığım  günleri hatırladım bir an. Nekadar eylenirdik, şimdi istesek bile o yıllara geri dönemeyiz. Herkesin bir yuvası,çoluk çocuğu, eşi var ve küçükken oyunlar oynadığımız yeğenlerimle şimdi işten güçten görüşemiyoruz bile. o yılların değerini şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Herkesin geçmişi, çocukluğu, yaşantısı ve yaşadıkları sıkıntılar farklıdır elbet. Çocukluğum, bir filim şeridi gibi geçiyor gözümün önünden. Hayat uzun gibi gözüksede çok kısa bana göre. Şu an bir maratona çıkmış gibi hissediyorum kendimi. Küçüktük şimdi büyüdük.

( Biz eskiden ) deyerek  başlayan cümleler bana farklı geliyor. Herkesin küçüken eskittiği  yıllar başkadır. 1980 de doğan insan, farklı bir çocukluk geçirirken 2000 li yılarda doğan insan farklı bir çocukluk geçiriyor. Şimdilerin çocukları anne-babanın akıllı telefon dediğimiz korkunç cihazları alıp oyun oynarken veya Tv dekUntitled-30 copyi çizgifilimlere hapsolurken büyüyorlar.

Çocukluğumuz elimizden gidiyor, farkında değiliz

Çocukluğumuzu unutmamamız lazım. İlkokul yıllarını nasıl geçirdiğimi ve o yıllardaki eğitimin nasıl geçtiğini altını çizelim. Hiç bitmeyen elektrik kesintileri yüzünden( luks)  lambaların altında ders çalışmak zorunda kaldığım, bir türlü ezberleyemediğim kerat cetvelinin bana açtığı sıkıntıları, ilkokul yıllarında hatırlıyorum. J ( Eti senin kemiği benim)diye düşünülen mantık, şimdilerde canımı sıkıyor. Cennetten çıkma bikaç fiske tokatın atılması cabasıydı o yıllarda. Neyiseki benim yeteneğimi keşveden müzik öğretmenim Benan öğretmen, hayatımı da çizmiş oldu. Gülerek anlattığım bir anı benim için. Sıkıcı bulduğum müzik dersinden kaçmak için tarım dersini seçip, sonrasında da dışardan müzik seslerini duyduktan sonra o derse girmek istemem, benim gizli yeteneğimi ortaya çıkardı.

Yukardaki fotoğraf ortaokul yıllarımdan bir kare. İlkolulda aldığım gitar kursları ve eğitim,beni Güzel Sanaatlar Okuluna hazırladı ve o okula girmiş oldum. Arkadaşlarımla tenefüste piyano çalmak, bizim için oyun gibiydi. Fotoğrafta şimdilerin mizik öğretmenleri, resim öretmenleri ve sanatçıları duruyor. Bazı arkadaşların ne işle meşkul olduğunu bilmiyorum ama sanat duygusunu her arkadaşım almıştır. Fotoğraflarıma baktığım her karede arkadaşlarımı  ve o yılları özlüyorum. Keşke bir an geri gidebilsem ve o yılları tekrar yaşayabilsem diyor insan. Güzel günlerdi. Okul arkadaşlarımı hiç unutmuyorum. Yazarken bile gözlerim doluyor.

Anneciğim kardeşlerim ve küçük yeğenimle birlikte şeker bayramının arifesinde pilavuna yaperken çekilen bir fotoğrafta şunları söyleyebilirim. İyi günümde ve kötü günümde hep yanımda olan Ailem. Neşe kaynağım. Çok duygusal bir ayle yapımımız var ve birbirimize bağlıyız.

Annemin yaptığı pilavunaların tadı da bir başka oluyor, üstüne başka pilavuna tanımam. Anne, Babadan böyle gördük. Her ne kadar da bayramlarımız eskisi gibi heyecanlı olmasada, onu yaşatmaya çalışıyoruz. Şekerimizi, tatlımızı, pilavunamızı eksik etmiyoruz. Hele o tel gadeyifi ve ekmek gadayıfı olmazsa olmazlardan annem için. Bizde bayıla bayıla yiyoruz, her ne kadarda tatlıyla aram iyi olmasada.  Minik yeğenime çaktırmadan bu geleneği, sevgiyle aşılıyoruz. Öğrensin ve oda geleceğe taşısın..

Biz pilavunaları hazırlarken babam da pilavunaların altı yanmasın ve kirlenmesin diye fırını sirti ile temizlemekle meşgul. Yakma aşamasında ben da vardım tabi, altını çizelim J  Baba oğul iyi anlaşıyoruz. Ve onu çok seviyorum, babamda beni aşırı sever sağolsun.  Pilavunaları fırına koyarken annemle babamın fotoğrafı.

Konser öncesi ve konserde çekilen fotoğraflar. Dostlarımla hep beraber. Sanatın her yerinde olmaya çlışıyorum. Müzik öğretmenliğimin dışında sanatsal kimliğimde ön planda. Müzik çalmayı çok seviyorum. Bir  milletin aynası kültürüdür,reklamıdır, sanatıdır ve bunu en iyi şekilde kullanmak gerekir. Kendimi bildim bileli müziğin içinde yoğruldum durdum. Ne kadar da engebeli yollar, dağlar ve aşılması zor zamanlarım olsada, hiç pes etmedim. Önüme çıkan tüm zorluklara, elimden geldiğinin eniyisini yapmaya çalışrak göğüs gerdim. Küçük  yaşta gurbette büyümek zorunda kaldım eğitimimden dolayı, hayatın gerçekleri ile yüzleştim, zaman zaman ağladığım, bunaldığım zamanlarım da oldu ama onlar beni kamçıladı, hayata hazırladı.

Sanatın her dalında olmayı seviyorum. Yukardaki resimde temellerini ilk attığımız yavaş Tiyatronun ilk sahneleri. Bir yandan Cengiz topelin taşınma çabalarının karşısında durmak, öte yanda lefkenin çöplüğünün bir düzene getirilmesi çabasına katkı ve ses getirme.

Çok güzel bir amatör tiyatro deneyimim oldu.

Her ne yaşta olursanız olun bu fotoğreftaki dostlarımı çok seviyorum. Benden büyükler ama birtaneler. Zamanında onlarla belediye korosunda ben çaldım onlar söyledi. Hehehe böylece büyük bir ailem daha oldu. Toplandığımız zaman çok güzel eyleniyoruz, şakalar, fıkralar, başlarından geçen ilginç ve komik anılar anlatılır güleriz.

Öğrenciye Hitap

 

Sevgili öğrencilerim, evlatlatlarım.

Hayatın her neresinde olursanız olun, ister ilkokul ister lise ve ya lisans yılları olsun, aslında hep öğrenciyizdir, çünkü hayatta öğreneceğimiz çok şey var ve hiç bitmeyen bir  öğrenme süreci.

Hayatımın her karesini özlemle size anlatabilirim, çünkü geçirdiğimiz çocukluğumuz, okul  yılları hiç geri gelmeyecek. Ordaki arkadaşlıkları başka bir yerde bulamaycaksınız. Hiç bir yaşı iki kez yaşayamıyoruz, gelip geçiyor ve sadece hatıralarda kalıyor. Geriye dönüp baktığımızda sadece anılarda kaldığını ve yaşadıklarımızı, hatıraları, dostluklarımızı anlatıyoruz…  bizde sizler gibi çocuktuk, saklambaç oynadık, düştük, yaralandık ama bu hayatın içinde yoğrulduk. Bunları da yaşamak lazım.

Her yaşın tadı başkadır. Zamanımızı iyi değerlendirmek lazım çünkü hiçbir zaman geriye dönmeyeceğimizi bilmeliyiz. Bilgisayar oyunlarına tapletlere esir düşmemek lazım. Değerli vaktimizi arkadaşlarımızla, ailemizle vakit geçirerek harcamalıyız. Teknolojiyi kullanalım ama teknolojiye hapsolmayalım.

Geleceğin doktorları, mühendisleri, iş adamları,öğretmenleri, memurları, anne ve babaları olacaksınız  ve şimdi sizi yoğurmak, size bilgilermizi aktarmak bize düşüyor.

Sizleri en iyi şekilde yetiştirmeyi hedefliyoruz. Ülkemize hayırlı birer örnek vatandaş, düşünebilen, ayaklarının üzerinde dimdik durabilen, kültürü ile ilkeleri ile özleşmiş birey görmek istiyoruz.

Hayatı güzel yaşamanız dileğiyle Müzik Öğretmeni Muharrem Cemoğlu

© Copyright 2018 | Near East Technology