Samiye Yaman

2

20 Haziran 1991 tarihinde mutlu, genç bir çiftin ilk göz ağrıları olarak dünyaya geldim. Babam yıllar sonra Avustralya’dan aile ziyareti için döndüğünde Kıbrıs’ta annemle tanışmış ve onların deyimiyle “ilk görüşte aşk” diye tanımladıkları birlikteliklerini başlatmışlar. Ailemin ilk göz ağrısı olmamdan dolayı her zaman “Ailenin en çok sevilen evladı benim.” diye düşünmüş olsam da tek çocuk olma saltanatım ancak bir yıl sürdü. Birinci yaş günümün hemen ardından hayatımın en önemli kişilerinden biri dünyaya geldi. Bir numaralı kız kardeşimin doğumunu üç yıl sonra iki numaralı kız kardeşimin doğumu takip etti. Ortaokul 2’ye giderken ailemizin en son üyesi de aramıza katıldı ve ailemizin deyimiyle “Altın Kızlar” ekibi 4. üyesine ulaştı. Ailenin en büyük çocuğu olmam kaçınılmaz bir şekilde benim ablalık görevini üstlenmemi sağladı. “Abla” sözcüğü tüm hayatım boyunca en sevdiğim ve beni en iyi tanımlayan sözcüklerden biri oldu. İki yıl önce öğretmenlik mesleğine başlayınca farkına vardım ki “Hoca” olmak da en az abla olmak kadar anlamlı benim için.

Anne veya babası TMK’da öğretmen olan her çocuk gibi benim de ilkokuldaki en büyük hedefim koleji kazanmaktı. Aslında bu büyük hedeflerimin ilk basamağıydı. Koleji kazanacak, Amerika’ya üniversite okumaya gidecek ve gurur duyulan başarılı biri olacaktım. Birçok koleje hazırlanan çocuğun aksine ailem bana kendimi hiçbir zaman yarış atı gibi hissettirmedi. Bana her zaman elimden gelenin en iyisini yapmamın yeterli olduğunu söylediler. Her ne olursa olsun beni sevdiklerini, beni destekleyeceklerini dile getirdiler. İşte o zamandan ne kadar da özel bir aileye sahip olduğumu anladım.  Ben de onların nasihatlerine uydum, elimden gelenin en iyisini yaptım ve koleji kazandım. Tabi Koleje girmemle birlikte hedefimin ilk aşamasını başarmış bulundum.

Lisede fen dallarına özellikle kimyaya büyük bir tutkum olduğunu fark ettim. Muhtemelen bunda yıllarca TMK’da kimya öğretmenliği yapmış babamın da etkisi çok büyüktü. Kimyaya olan tutkumla ailemin ve öğretmenlerimin desteği birleşince Kimya GCE O’levele tüm öğrencilerden önce katılmaya karar verdim. Sınava girdim, A alacağım garanti gözüyle sınavı bitirdim. Sonuçlar çıktığında ve B aldığımı öğrendiğimde tek kelimeyle dünyam yıkıldı. Aldığım not beni çok hayal kırıklığına uğrattı. Günlerce ağladım, kendime kızdım, kimyaya küstüm. Üniversitede kimya okumaktan vazgeçme kararı aldım. B alan biri üniversitede nasıl başarılı olabilir ki diye kendimden şüphelendim. Bir daha aynı stresi yaşamak istemediğim için sınava tekrar girmeme kararı aldım, sonuçta kimya beni aldatmıştı. Yine ailemin ve öğretmenlerimin desteğiyle bu düşüncelerimin gereksiz olduğunun farkına vardım. Şu an düşünüyorum da öğretmen olarak birçok öğrencimin A almasını sağlamak çok daha güzel…

  1. sınıfın ortalarında en yakın arkadaşımla lise sonu Amerika’da okumak için öğrenci değişim programına başvurmaya karar verdik. Programa kabul aldığımızı öğrendiğimizde bir yanımız büyük bir sevinçle coşarken bir yanımızı da inceden bir hüzün sarmıştı. Programın koşulu bir yıl boyunca Kıbrıs’a dönmemekti. Lise hayatım boyunca Avrupa’nın birçok yerine yalnız başıma yolculuk etmiş, iki toplumlu kamplarda bulunmuş olsam da hepsi kısa vadeli gezilerdi. Bu bambaşkaydı… Hayatımda verdiğim en önemli kararların ilkiydi belki de. 16 yaşında verdiğim kararla 17’ime bastıktan hemen sonra elime iki bavul alarak Amerika’nın yolunu tuttum. Yine ailem destek oldu. “Sen okumak iste biz okuturuz.” dediler. Hem maddi hem manevi büyük bir külfet olacaktı hepimiz için de ama onlar yine desteklerini esirgemedi. Liseyi Amerika’nın Maryland eyaletinde bulunan The Salisbury School adlı küçük özel bir lisede bitirdim. Bir yıllık sürede Amerikalı bir ailenin evinde kaldım, orada dili ve kültürü birinci derecede deneyimleme imkanı buldum. Başka bir aileyle yaşamanın artılarını, eksilerini gördüm. Amerikalı ailemi ikinci ailem olarak benimsedim ve hala hayatımda büyük bir yerleri bulunur. Yeri geldi ailemi, Kıbrıs’ı çok özledim, homesick olmanın tüm semptomlarını yaşadım. “Acaba evime geri dönsem mi?” dediğim anlar oldu. “Burada ne işim var?”, “Acaba tüm bu özleme değer mi kazanacağım deneyim?” diye sorguladığım zamanlar da oldu. İşte böyle anlarda hep kendime sorduğum bir soru oldu. “Zamanı geriye alsam yine aynı kararı verir miydim?” Bu soruya evet cevabını verdiğim sürece doğru yolda olduğumu bildim.

Amerika tutkum da muhtemelen küçük yaşlarda ailece bir yıllığına Amerika’da yaşamamızdan kaynaklanmaktadır. Öğretmen değişim programıyla bir yıllığına Amerika’da öğretmenlik yapmaya görevlendirilen babam, eşini ve kızlarını toplayarak dünyanın öteki ucuna taşımış bizi. Çok küçük yaşta olmama rağmen Disneyland’ı, Niagra Şelalerini ve Sea World’deki anılarım o kadar beynime kazınmış ki sanırım üniversite hayatının da o kadar eğlenceli ve kolay olacağını sandım. Tabi ki bu varsayımımın üniversiteye başlayınca yanlış olduğunu anladım.

Amerika’nın başkentinde bulunan American University’e 2009 yılında kimya bölümüne kabul aldım. DC, hayallerimde yaşamak istediğim şehirdi ve okulum öğrencilerine birçok imkan sunmaktaydı. Mükemmel profesörlerle araştırmalar yaptım, bilim makalelerinin yazımında katkıda bulundum, genç yaşımda ismim uluslararası tanınmış bilim dergilerinde yazar olarak çıktı. Yanında çalıştığım hocaların Nobel ödülü kazanan arkadaşları vardı, idol gösterilen insanlarla tanışma, sohbet etme imkanı buldum. Sadece akademik değildi kazançlarım. Güzel dostluklar edindim ki mesafelerin asla güçsüzleştiremediği dostluklardan. Kıbrıs doğduğum yerdi belki ama Amerika da doyduğum kendimi tatmin ettiğim, evden uzaktaki evim oldu zamanla.

Üniversitenin sonuna doğru tüm bu koşturmacalardan yorulduğumu fark ettim. Ama daha Kıbrıs’a dönmeye hazır olmadığım kararına vardım. Sonuç olarak üniversiteyi bitirir bitirmez Londra’da bulunan King’s College London’da Adli Bilim üzerine yüksek lisans yapmaya karar verdim. Bu süreçte kendimi daha da geliştirdim, yeni bir kültür öğrendim, London Metropolitan Police Service’yle ortaklaşa bir projede çalıştım ve yılın sonunda The Most Meritorious Student(en çok övgüye layık öğrenci) seçildim. Daha da güzeli bu unvan bana mezuniyet töreninde ailemin önünde verildi. Yüksek lisans mezuniyet törenimin lise ve üniversite törenlerimden biraz daha özel bir yeri var bende. Ve bunun nedeni aldığım ödül değildi. Lise ve üniversite mezuniyet törenime katılamayan annem ve babam ilk defa mezuniyetime katılma imkanı buldu. Bu bir yıllık süreçte yorgunluğumun arttığına ama aynı zamanda Kıbrıs’a dönmeye hazır olduğuma karar verdim. Ne iş yapabilirim, nerede işleyebilirim diye düşünürken kendimi Kimya öğretmeni olarak Yakın Doğu Koleji’nde çalışırken buldum. Dürüst olmak gerekirse öğretmenlik aklımda olan bir meslek değildi. İşte bu da bana, hayatı her zaman planlı yaşayamayacağımızı, önümüze çıkan olanaklara fırsat vermemiz gerektiğini öğretti.

Sınıfa öğretmen kimliğimle ilk girdiğimde ne kadar endişelendiğimi çok net hatırlarım. Ya beni sevmezlerse? Ya başaramazsam? Ya benim yüzümden kimyayı sevmezlerse diye düşünmedim desem yalan olur. Ama ne zaman ki öğrencilerimin önünde durdum ve bana olan bakışlarını gördüm, işte o an farkına vardım ki, kendim olmam yeterli olacak. Onları çok iyi anladığım kesindi. Yeni bir öğretmen olsam da “profesyonel bir öğrenciydim” ben. Bu da benim en büyük avantajımdı.

Kısacık gibi gözüken 2 yıllık öğretmenlik deneyimimde, öğrenci diye karşıma çıkan gençlerin kalbimde her birinin farklı yeri oldu. Benim onlara öğrettiğim kadar ben de onlardan öğrendim. Öğretmenliğin tek taraflı bilgi aktarma işi olmadığını, verdiğimi fazlasıyla geri aldığımı anladım. Öğrencilerin gözlerindeki ışığı görmenin büyük bir mutluluk oluğunu fark ettim. Her biri hayatımda kocaman bir yer edindi, hele ilk göz ağrılarım… Onlar da benim hocalarım oldular bilmeden. Bana mesleğimin her rengini gösterdiler. Yanlış anlamayın, isyan ettiğim, sinirlendiğim anlar da oldu öğrencilerimin çocuksu davranışlarına. Bu kadar yıllık emeğim boşa mı gitti diye sorguladığım noktalar da… Ama o önemli soruyu sorduğumda aldığım cevap bana yine doğru yolda olduğumu gösterdi.

“Zamanı geriye alsam yine aynı kararı verir miydim?”

1

3

4

© Copyright 2018 | Near East Technology