Vural Aşıcıoğlu

24 Kasım 1943’de  Lefke’de doğdum. Çocukluk yıllarımda Lefke, Kıbrıs’ın en canlı  ve kalabalık Türk yerleşim merkezlerinden biriydi. İlk öğrenimimi 1950-56 yılları arasında Lefke İlkokul’nda tamamladım ve o zamanın en gözde okulu olan İngiliz Okulu giriş sınavlarında birinci gelerek kayıt oldum. Böylece yatılı olarak öğrencilik hayatım başlamış oldu. Aile yuvasından 12 yaşında ayrılıp başka bir şehirde yurda yerleşmek benim için kolay olmadı. Ailemden uzakta olmanın verdiği sıkıntılar yanında giriş sınavlarındaki başarıdan dolayı kazanmış olduğum bursu devam ettirebilme çabası omuzlarıma ek bir yük getiriyordu. Zirveye ulaşmak kolay değildi, fakat zirvede kalmak daha da zor olacaktı. Neyse ki azimli ve sıkı bir çalışma, ilkokulda almış olduğum sağlam temel ve fakir olmalarına rağmen ailemin verdiği maddi ve manevi destek sayesinde İngiliz Okulu’nda çok başarılı bir dönem geçirdim. Her yıl sınıf birincisi olmamın yanında okul dışı G.C.E sınavlarında da çok yüksek başarılar elde ettim. Okul içinde çok sayıda sportif ve diğer sosyal faaliyetlerde etkin rol aldım. Atletizm, jimnastik, hoki ve voleybol takmlarında kaptan veya kaptan yardımcısı olarak yer aldım. Okul orkestrasında “cello” çalıyordum. Bu başarılar sonucu 5. sınıfta “prefect”, son sınıfta ise Okul Kaptanı seçildim.

İngiliz Okulu’ndaki başarılarım Amerikan “Fulbright” bursu kazanmamı sağladı. Böylece 1963 yazında Boston yakınlarında Brandeis Üniversitesi fizik bölümünde yüksek öğrenime başladım. Kaderim hep yurtta kalmaktı sanki, ama artık alışmıştım. Tek sorun vatan ve aile hasreti çekmekti. Amerika’ya gidişimin dördüncü ayında Kanlı Noel olayları patlak verdi ve ailemin bir ölüm-kalım savaşına girmiş olduğunu öğrendim. Bu benim için büyük bir şok oldu. Düşünün ki aileden binlerce kilometre uzaktasınız, haberleşme mümkün değil ve her gün medyadan kanlı çarpışmaların devam ettiğini öğreniyorsunuz. Bu ruh hali içinde akademik çalışmalarınıza devam etmek zorundasınız. İşte bu şartlar altında yeni hayatımı idame ettirmek durumundaydım ve biraz da unutmak için kendimi tamamen çalışmaya verdim. Artık esas hedefim bir an önce lisans tahsilimi tamamlayıp vatana geri dönmek idi. Bu duygu ve düşüncelerle yapmış olduğum çalışmalar sonucu her dönemde onur listesine (Dean’s List) girerek ülke çapında akademik bir onur kulübü olan “Phi Beta Kappa”ya üye seçildim. Üniversite içinde “Wien International Scholarship” ve “Lewis S. Greenberg Award in Science” ödüllerine layık görüldüm. Dört yıllık öğrenimimi üç yılda tamamlayıp, Haziran 1966’da Fizik Fakültesi’nden birincilikle mezun oldum.

Çok iyi birkaç Amerikan Üniversitesi’nden Yüksek Lisans teklifi almama rağmen  aile ve vatan hasreti ağır bastı ve geri dönüş yolculuğum başladı. Gemi Limasol limanına demir attığında beni nelerin beklediğini bilmiyordum. Kıbrıs yolcuları sandallarla karaya çıkarılırken beni gemide 4 saat kadar alıkoydular. Sonradan öğrendim ki Rum makamları hakkımda soruşturma yapmışlar ve Amerikan Elçiliği’nin de gayretleri neticesi karaya çıkmama izin vermişler. Böylece 1966 Ağustosu gece yarısı saatlerinde bir Amerikan elçiliği görevlisi nezaretinde Lefke’ye doğru yola çıktık. Bir saatten fazla bir yolculuk sonrası Çamlıköy barikatında Rum polisler tarafından yoklamaya tabi tutulduk ama geçişimize izin verdiler. Dakikalar içinde Lefke girişindeydik. Burada da barikat vardı ama bu farklıydı. Üzerinde Türk bayrağı dalgalanıyordu ve bizi durduran köylüm mücahitlerdi. Kendimi tutamadım ve ağlamaya başladım. Mücahitlerden biri beni tanıdı. “Bu Gamaraborta’nın oğludur. Amerika’dan geldi. Bırakın geçsinler” dedi ve evimin yolunu tuttuk. Sabahın erken saatlerinde habersiz bir şekilde aileme kavuşmak, o duygu dolu ve göz yaşlı anları yaşamak bambaşka bir olaydı. Şimdi bile hatırladıkça göz yaşlarımı zor tutuyorum.

Kıbrıs’a dönüşüm Lefke eşrafı arasında konu olmuştu. Beş on günlük bir hasret giderme aşamasından sonra gönüllü mücahitlik yapmağa başladım. O zaman Lefke Gazi Lisesi Müdürü olan rahmetli Şinasi Tekman bey ile Konnoz takımında nöbete gidiyorduk. Şinasi bey kendi okulunda öğretmenlik görevine başlamamı istiyordu ama Lefkoşa’daki Maarif yetkilileri beni Lefkoşa Türk Lisesi’ne tayin ederek orada görevlendirdi. Böylece Ekim 1966’da öğretmenlik kariyerim başladı.  Bu arada gelişimin ilk günlerinde tanıştığım hayat arkadaşım Merin hanımla nikahlandık. O günlerde olağanüstü durum nedeniyle maaşlar çok düşüktü. Maaşım 36 Kıbrıs lirası, Lefkoşa’da düzgün bir evin aylık kirası ise 25-30 Kıbrıs lirası idi. Bu yüzden 1968 yazında tayinimin Lefke’ye yapılmasını istedim. Maarif Dairesi yetkilileri Lefkoşa’da kalmamı çok istemelerine rağmen mevcut durum nedeniyle Lefke Gazi Lisesi’ne tayinimi çıkardılar ve Eylül 1968’de orada göreve başladım. O dönemde Kıbrıs Türk-Rum ilişkileri düzelir gibi olmuş ve İngiliz Okulu yeniden kapılarını Türk öğrencilere açma kararı almıştı. Bunun üzerine İngiliz Okulu’ndaki ve sonradan üniversitedeki başarılarıma dayanarak bana bu okulda Fizik ve Matematik öğretmenliği teklifi yapıldı. Böylece 1969-70 ders yılında Rum kesiminde eskiden öğrencisi olduğum okulda göreve başladım. Sadece Türk öğrencilere değil, tamamen Rum öğrencilerden oluşan sınıflara da G.C.E dersleri veriyordum. Oraya kolay uyum sağladım çünkü müfredatlara yabancı değildim. Üstelik kadronun bir kısmı eski öğretmenlerimdi ve bazıları idareci konumundaydı. Rum velilerle bir problemim yoktu. Hatta bazıları “çocuğumu Türk öğretmenin sınıfına koyun” diye müracaatta bulunuyordu. Böylelikle 1974 Mutlu Barış Harekatı’na kadar İngiliz Okulu’ndaki göreve devam ettim. Harekat sonrası zorunlu olarak görev yerim Türk Maarif Koleji oldu. Bu arada kariyerimdeki değişikliklerden dolayı bir takım tatlı sıkıntılar baş gösterdi çünkü 1969’da oğlum Erkut (halen Lefkoşa’da uzman kardiyolog doktor olarak çalışmakta) ve 1971’de kızım Hasibe’nin (Dışişlerinde sözleşmeli meslek meruru) aileye katılmasıyla mali sorumluluklarım artmıştı. Ancak kısa sürede yeni yaşayış tarzımıza uyum sağladık.

Türk Maarif Koleji’ndeki görevim başarılı bir şekilde 1989’a kadar devam etti. Başlangıçta bu okulda G.C.E A-Level Fizik derslerinin başlamasına ve bu sınava uygun Fizik Laboratuvarının kurulmasına öncü oldum. 1976’da Müdür Muavini olarak atandım. 1980’de altı ay kadar Müdür Vekilliği yaptım. Ancak bazı özel nedenlerle kendi isteğimle bu görevi bırakıp Baş Muavin  olarak Mart 1989’a kadar T.M.K’de hizmet vermeye devam ettim. Bu okuldaki başarılı öğrencilerim sayesinde birçok TÜBİTAK ödülü ve çeşitli üniversitelerden teşekkür mektupları aldım.

1989-93 arası Eğitim Bakanlığı izniyle “Vural Aşıcıoğlu Fizik Dersanesi” nde topluma hizmet vermeğe devam ettim. Ocak 1993’de Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat Günsel’in teklifiyle Yakın Doğu Koleji’nin kuruluş çalışmalarına başladım. Yakın çalışma arkadaşlarımın da katkıları ile bu okul Kıbrıs Türk Eğitim Tarihi’nde ilk özel kolej olarak yerini aldı. Haziran 2000’e kadar YDK’nin müdürlüğünü yaptım ve kendi isteğimle görevden ayrılarak kuruculuğunu yaptığım bu eğitim yuvasında Kurucu Müdür ve Akademik Danışman olarak kariyerime devam kararı aldım. Meslekteki 50. yılıma başladığım bu günlerde gönül bağımın bulunduğu bu müessesede A/S Level Mechanics dersi vermeğe devam ediyorum ve isteğim öğretmenlik kariyerime ömrüm elverdiği sürece bu yuvada devam etmektir.

“Öğretmenlik kutsal bir meslektir” düşüncesine gönülden katılırım. Meslekte başarılı olmuşsam ne mutlu bana. Yıllarca binlerce öğrencinin yetişmesine katkıda bulunmanın rahatlığı ve huzuru içindeyim. Öğretmenliğin ödülü başka ne olabilir? Gerek kamu kuruluşlarında, gerekse özel müesseselerde, gittiğim her yerde, beni görünce ayağa kalkan, yüzlerini ve isimlerini hatırlayamadığım eski öğrencilerimi en yüksek makamlarda görmek benim için en büyük mutluluktur.

Ülkemizin geleceğini tayin edecek ve halen öğrenim aşamasındaki gençlerimize:
Sevgili öğrenciler,

Öncelikle sizlere öğrencilik döneminizde ve ileriki yaşantınızda başarılar ve mutluluklar dilerim. Burada hoşunuza gidecek yaldızlı sözlerle demagoji yapmak yerine çok uzun yıllar öğretmenlikteki deneyimlerime dayanarak bazı hususlara dikkatlerinizi çekip yararlı olabilirsem sevinirim. Unutmayalım ki bir süre sonra bu ülkenin sorumluluklarını sizler omuzlayacaksınız. Okul idarecileri ve öğretmenleriniz olarak bizlerin görevi sizleri en iyi şekilde ileriye yönelik olarak hazırlamaktır. Bu işin sadece beyinlerinize bilgi yüklemekle olmayacağının, sosyal, sportif ve manevi yönlerinizin de sağlıklı biçimde gelişmesi gerektiğinin farkındayız ve çabalarımız o yönde olacaktır. Ancak sizleri yetiştirirken kendinizin ve sayın velilerimizin de olumlu katkı ve yaklaşımlarına ihtiyacımız vardır.
Zaman ilerledikçe toplum yapılarında da bilimsel, sosyal, mali ve etik bir takım değişiklikler meydana gelmektedir. Örneğin otuz yıl öncesi ve şimdiki öğrencilik yaşantı ve sorumlulukları arasında büyük farklılıklar vardır. Çağımızın getirdiği yenilikler çok şükür ki seri bir şekilde toplumumuza da yansımakta, her geçen gün yaşam seviyemiz yükselmektedir. Şimdi erken yaşlarda özel çalışma odalarına, televizyon, mobil telefon, bilgisayar, bisiklet, her türlü giyim kuşam ve hatırı sayılır cep harçlığı gibi imkanlara sahipsiniz. Aileniz başarılı olabilmeniz uğruna sizlere en uygun ortamı sunmağa gayret ediyor. Şükürler olsun ki gece vatan görevi yapıp sabah okula gitme durumunda değilsiniz. Ev ödevlerinizi yapmak için kısıtlı sayıda kütüphanelere gitmeniz gerekmez. Bilgisayarınızda dakikalar içinde gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz. Maddi yönden öğreniminizi sürdürebilmeniz için çalışmanız gerekmez. Arkadaşlarınızla iletişim probleminiz yok. Arkadaş partileri, sinema, tiyatro, konser, yurtiçi ve yurtdışı geziler, çeşitli sportif etkinlikler sizlere açık. Okula gitmek için köylerden merkez kasabalara gelip zor şartlar altında yurtlarda yaşamak durumunda değilsiniz. Yazın bunaltıcı sıcağı, kışın dondurucu soğuğunda donanımsız dersliklerde ders yapmanız gerekmez. Velileriniz ve öğretmenleriniz olarak her açıdan huzurlu olmanız için elden geleni yapıyoruz çünkü evlatlarımızsınız, geleceğimizsiniz ve sizi seviyoruz. Peki sizden ne bekliyoruz?
Sizden beklentilerimizle ilgili bazı önerilerimi sunarken bunları ilk defa duymamış olduğunuzun da farkındayım. Ama yine de hatırlatmakta yarar vardır diye düşünüyorum.
i. Öğretmen öğrencilerini sever ve her zaman başarılı olmalarını ister. Onların bu çabalarına karşılık siz de öğretmenlerinizi sevmeğe çalışın, en azından onlara karşı saygılı olun. Bu davranış onları motive edecek, daha yararlı olmalarını sağlayacak.
ii. “Bu günün işini yarına bırakma” diye bir söz var. Siz de ev ödevlerinizi günü gününe yapmağa gayret edin. Hem bilgiler taze iken ödevleri daha rahat yaparsınız, hem de sonradan beklenmedik pürüzler nedeniyle ödev yapmama durumuna düşmezsiniz.
iii. Ders sınıfta öğrenilir. Böyle olmasaydı okullar kapanır, herkes bilgisayarlar ve uzaktan öğrenimle diploma alırdı. Dolayısıyle sınıfta konsantre olun. Öğretmen ders anlatırken başka işlerle meşgul olmayın, konuşmayın, gereksiz yorumlar yapmayın. Öğrencinin gereksiz gürültüsü öğretmenin konsantrasyonunu azaltır ve verimliliğini düşürür.
iv. Anlamadığınız durumlarda soru sormak en doğal hakkınızdır. Ancak ders akışını bozmayacak şekilde uygun vakitlerde soru sorun. Sorularınızı arkadaşlarınıza değil, öğretmene yöneltin.
v. Ders zili çalmadan sınıftan fazla uzakta olmamağa dikkat edin. Unutmayın ki derse geç kaldığınız her dakika sizin kaybınızdır.
vi. Sınıfta yeme içme, telefon, bilgisayar veya arkadaşlarla mesajlaşma gibi faaliyetlerden kaçının. Fazla sıkışmadığınız durumlarda tuvalet izni kullanmayın.
vii. Ders çalışırken veya ödev yaparken arkadaşlarla yardımlaşmak doğaldır. Ancak başkasının sizin ödevinizi yapmasına izin vermeyin. Bu davranış öğretmeninizin sizinle ilgili yanlış düşüncelere varmasını sağlar.
viii. Velilerinize dersleriniz ve testler hakkında doğru bilgiler verin. Sorunlarınız varsa velilerinizle veya rehber öğretmenlerle konuşmağa çalışın.
ix. Öğrenciler arası rekabet dozunda olduğu sürece olumlu sonuç doğurabilir. Ancak başarı düzeylerinizin bazı özel yeteneklere de bağlı olduğunu unutmayın. Gayretlerinize rağmen bazen arzu ettiğiniz hedefe ulaşamaya bilirsiniz. Başarılı olmanız bizleri sevindirir ancak velileriniz veya öğretmenleriniz olarak biz sizi olduğunuz gibi, neslimizin devamı ve geleceğimizin temsilcileri olduğunuzdan seviyoruz.
Bu öneri ve düşüncelerle tüm öğrencilerimi sevgi ile kucaklar, onlara ve onları en iyi şekilde yetiştirmeğe çalışan veli ve öğretmenlere başarılar dilerim.

© Copyright 2018 | Near East Technology